“Ey İnananlar! Allah'a, peygamberine, peygamberine
indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba inanmakta sebat gösterin. Kim
Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr
ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa düşmüştür.”
Ey mü’minler, iman edin Allah’a ve Resûlüne. Haddinizi
bilin de Allah’a Allah’ın istediği biçimde iman edin. Tüm hayatınızda söz
sahibi olarak, hayatınızda egemen olarak Allah’a iman edin. Gönderdikleriyle
hayatınızı düzenlemek üzere Allah’a iman edin. Boyunlarınızdaki kulluk ipinin
ucunu kendisine teslim etmek ve hayat programını uygulamak üzere Allah’a iman
edin. Sizin adınıza seçimini seçim kabul edip iradelerinizi kendisine teslim
etmek üzere Allah’a iman edin. Sizi yaratan, size hayat veren ve şu anda sahip
olduğunuz her şeyi size bahşeden ama yaşadığınız bu hayatın sonunda size
verdiği bu hayatı geri alıp verdiklerinin tümünden sizi hesaba çekecek olarak
Allah’a iman edin.
Ve de O’nun elçisine de iman edin. İmanlarınızın tam
olabilmesi için o elçiye de iman edin. Çünkü o peygamber kendisi de Allah’a
iman ediyor. Allah’a ve Allah’ın kelimelerine, Allah’ın âyetlerine iman ediyor.
Yâni onun getirdiklerinin tamamı Allah’tandır. Kendisinden hiçbir şey söylemez;
o peygamber Allah sözcüsüdür. Allah’ın yeryüzündekilerin hayatlarına karışma
noktasında odak nokta seçtiği varlıktır. Onun getirdiklerinin tamamı, onun tüm
hayatı sizi ilgilendirmektedir. Şâyet onun getirdikleri arasında sizi
ilgilendirmeyip de sadece kendisini ilgilendiren bir şey varsa zaten onlar
belirtilmiştir.
İman noktasında, İslâm noktasında, teslimiyet
noktasında mü’minler peygamberlerle aynı saftadır. Peygamber Rabbinden kendisine
indirilenlerin tümüne iman etti. Çünkü peygamber kitabın ilk muhatabı, vahyin
ilk sorumlusu ve ilk muhbir-i sâdığıdır. Onun için peygamber Rabbinden
kendisine indirilenlerin tamamına iman etti. Ve onun inandıklarına mü’minler de
iman ettiler. Öyleyse peygamber örnekliğinde Allah’a bir iman gerçekleştirin.
Peygamber örnekliğinde bir hayat yaşayın. Peygamberin iman ettiği gibi iman
edin.
Hayatınızı bu imanla düzenleyin. İmanlarınızı
hayatınızda görüntülemeden yana olun. İman kaynaklı bir hayat yaşamadan yana
olun. Düşünceleriniz, amelleriniz, eylemleriniz, sevmeleriniz, küsmeleriniz,
zevkleriniz, hayat tarzınız, dostluk ve düşmanlık anlayışlarınız, hükümleriniz,
kararlarınız, hukuklarınız, eğitimleriniz, sosyal ve siyasal yapılanmalarınız,
tüm hayatınız imanlarınızdan kaynaklansın.
Ey iman edenler, iman edin Allah’a ve Resûlüne, iman
edin Resûlüne indirdiği kitabına, yâni Kur’an’a ve daha önceki Resullerine
indirdiği kitaplara da, Allah’ın gönderdiği tüm kitaplara iman edin. Evet,
kıyamete kadar insanlığın problemlerini çözmek ve insanlara yol göstermek üzere
peyderpey indirilmiş şu Kur’an’a ve daha önceki toplumlara bir çırpıda
indirilmiş kitapların tümüne iman isteniyor bizden.
İşte bir önceki âyette istenen adâleti ikâme, âdil
davranmak ancak bununla mümkün olacaktır. Adâlet Allah’a, peygamberlere ve
onlara gönderilen Allah kitaplarına imanla mümkün olacaktır. İnsanlar ancak
Allah’a, Allah’ın elçilerine ve Allah’ın kitaplarına imanla, teslimiyetle, bu
kitaplar rehberliğinde bir hayat yaşamakla hevâ ve hevesleriyle hareket
etmekten kurtulabileceklerdir. Allah’tan ve Allah’ın gönderdiği hayat programı
kitaplarından habersiz yaşayan insanların hevâ ve heveslerinden kurtulup âdil
davranmaları asla mümkün değildir. Hayatlarını düzenleyecek kadar vahiy
bilgisine ulaşamayan insanların hevâ ve heveslerinden kurtulmaları mümkün
değildir. Öyle değil mi? Allah’a, Allah’ın peygamberlerine, Allah’ın
kitaplarına inanmayan insanlar neye iman edecekler de? Neye inanacaklar da bu
insanlar? Hayatlarını da neyle düzenleyecekler?
Elbette vahyi tanımayan insanlar ya kendi hevâ ve
heveslerine göre kendilerinin ortaya koydukları, kendilerinin oluşturdukları
kitaplara, yasalara veya kendileri gibi acizlerin, cahillerin oluşturdukları kitaplara,
yasalara, onların istek ve arzularına iman edecekler. Ve vahyin dışında onların
yaptıklarının tamamı ifsattan, bozgunculuktan, huzursuzluktan başka bir şey de
sağlamayacaktır. İşte Hz. Adem ile başlayan insanlık tarihinin başından sonuna
kadar elimizdeki şu kitabın yorumundan, değerlendirmesinden anlıyoruz ki, ne
zaman ki insanlar Allah’a evet demişler, yollarını Allah’a sormuşlar, Allah’ın
kitaplarına evet deyip hayatlarını o kitapla düzenlemişler, Allah’ın elçilerine
evet deyip onlar rehberliğinde bir hayatı yaşamışlarsa, Allah’ın kitaplarına ve
elçilerinin mesajlarına kulak vermişlerse mutlak doğruyu, mutlak hakkı ve
mutluluğu yakalamışlardır.
Ama her ne zaman ki insanlar Allah’a evet dememişler,
Allah’dan gelen hayat programına teslim olmamışlar, vahye kulak vermemişler,
peygamberlere iman etmemişler ve hayatlarını kendi kendilerine düzenlemeye
kalkışmışlarsa yeryüzünde hep kan dökmüşler, hep zulmetmişler, hep bozgunculuk
yapmışlardır. İşte Rabbimizin bu âyetine göre bundan kurtuluşun tek çaresi
Allah’a imandır, Allah’ın yol gösterici kitaplarına ve peygamberlerine imandır.
Değilse: Kim Allah’ı, Allah’ın vahiy göndererek insan hayatına karışma
unsurları olan, Allah’ın kullarıyla diyalogunun odakları olan melekleri,
kitapları, peygamberleri ve âhiret gününü inkâr ederse son derece derin ve uzak
bir sapıklığa düşmüştür. Bu kişi artık yolunu ve gâyesini bulamayacak bir şekilde
sapıklığa, küfrün ve şirkin berzahına yuvarlanmıştır.
Evet, sapıklık, kâfirlerin ve müşriklerin ilk ve
vazgeçilmez özelliğidir. Kâfirin ve müşrikin ayrılmaz vasfı sapıklıktır.
Kâfirler her düşüncelerinde, her fikirlerinde, her anlayışlarında, her
eylemlerinde, her kararlarında, her yasalarında büyük bir sapıklık ve yanlışlık
içinde hayat sürmektedirler. Onların bu sapıklıktan kurtulup hakkı, doğruyu
bulmaları mümkün değildir. Çünkü onlar hakkın, doğrunun kaynağı olan Allah’a,
Allah’ın kitaplarına, peygamberlerine, meleklerine inanmamaktadırlar.
Hayatlarını vahiy kaynaklı yaşamamaktadırlar. Düşüncelerini Allah ve peygamber
kaynaklı geliştirmemektedirler. Bu halleriyle onların hakkı, doğruyu bulma
imkânları yoktur. Nereden bulabilecekler doğruyu? Nereden ulaşabilecekler hakka?
Kitabı ve peygamberi gündemlerinden çıkaran insanlar nereden ulaşabilecekler de
hak bilgisine? Allah ve Resûlünden başka hakka ulaşmak mümkün mü? Kitap ve sünnetten
başka yerde hak bulmak mümkün mü? İşte bu iman olmazsa bilelim ki sosyal
hayatta sadece zulüm vardır, ifsad vardır, bozgunculuk vardır.
Kaynak: Besair-ul Kur'an Tefsiri - Ali KÜÇÜK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Buraya yazacağınız yorumların sadece yararlı eleştiri olması durumunda dikkate alınacağını bilmelisiniz. Yasa dışı bilgi, küfür, yanıltıcı, aşağılayıcı söz ve hakaret içeren yorumlar dikkate alınmayacak olup her yönüyle yorum sahibinin sorumluluğundadır.