19 Mart 2015 Perşembe

HAYIRLI DOST, HAYIRLI ARKADAŞ


Allah Teâlâ ilk insan, ilk peygamber olarak Hz. Âdem aleyhisselamı yarattı. O cennette melekler arasında sayılamayacak nimetler içinde yaşıyordu. Fakat kendisi ile oturup kalkacak, konuşup ülfet edecek kendi cinsinden birisi yoktu. Fıtratında var olan özelliklerinden dolayı bir can yoldaşına ihtiyacı vardı. Ona eş ve arkadaş olsun diye Allah Teâlâ Havva vâlidemizi yarattı. Cennette huzur içinde, saadetin doruğunda beraber yaşıyorlardı. Onlara cennetin bütün nimetleri sunulmuştu. Ancak bir ağaca yaklaşmamaları, onun meyvesinden yememeleri emredilmişti. Bir gün olacak oldu. O ağacın meyvesinden yediler. Bunun üzerine cennetten çıkarılıp yeryüzünde ayrı ayrı yerlere indirildiler.
Üç acıyı birden yaşıyorlardı:

1- Allah Teâlâ’nın emrine muhalefet.
2- Cennetten çıkarılmak.
3- Birbirinden ayrı kalmak.

HAK DİN İSLAMDIR


Din bir ihtiyaçtır. Dinsiz bir fert, dinsiz bir toplumun insanca yaşaması, asla mümkün değildir.
Allah Teâlâ insanı yaratmış, onu mükellef (yükümlü) kılmış ve öncelikle Yaratan’ını tanımasını, O’nun varlığına ve birliğine iman etmesini istemiştir. İlahi dinler bu tevhid akidesine istinat eder (Allah’ın biriliği inancına dayanır). İnsanın yaratılış sebebi de, Allah Teâlâ’yı tanıyıp O’na kulluk etmek, ibadet etmektir. Bu hususta Allah Teâlâ: “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat/56) buyurmaktadır.
Bu tevhid inancına sahip olmayan fert ve toplumlar, behimi (hayvanlar derecesinde düşük) bir hayata mahkumdurlar. Sadece nefislerini, çıkarlarını düşünür; toplumun, insanlığın yararına samimi hizmetlerde bulunmazlar, bulunamazlar. Yaptıkları göstermelik hizmetlerin arka planında yine kendi çıkarları, nefsanî arzu ve isteklerinin tatmini yatmaktadır.

10 Mart 2015 Salı

Allah'ın Sevdiği Kullardan Olmak



“Muhammed Allah’ın elçisidir. O’nun beraberinde bulunanlar, inkârcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkârcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vaad etmiştir.”

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir. Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.”