29 Nisan 2015 Çarşamba

İYİLERE KATILMAK


ALLAH İÇİN HARCAMAK VE İYİLERDEN OLABİLMEK

"Ey iman edenler! Kazandıklarınızın en gü­zelle­rinden ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan (Al­lah için) harcayın. Kendinizin göz yummadan alamaya­cağınız pis ve değersiz şeyleri vermeye kalkmayın. İyi bilin ki şüp­hesiz Allah Ğanî (zengin) dir, Hamîd (övülmeye lâyık) dir." Bakara Suresi 267. Ayet
Rabbimiz, bu âyet-i kerîmesinde, harcanacak, infak edilecek malda bulunması gereken şartları ve infak edilecek malların türünü anlatıyor. "Kazandıklarınızın en temizinden." Kazandıklarınızın en temiz ve en güzellerinden infak edin. Yâni kaynağı temiz olan, kazanma yolu temiz ve he­lâl olan, helâl yollardan kazandığınız mallarınızdan infak edin. Kazanç yolu haram olan, temiz olmayan malları infak etmeyin, mallarınızın temizinden yâni helâlinden aynı zamanda mallarınızın en güzellerinden, en kıymetlilerin­den infak edin diyor Rabbimiz. Bakıyoruz bugün kimi insanlar, eski olduğun­dan, değersiz olduğundan, tadı tuzu güzel olmadığından, ya da başka kusurları sebebiyle kendilerinde bulundurmayıp başkalarına savmak istediklerinden veya başka sebeplerle kendilerinin ondan kurtulmak istedikleri mallarını infak etmeye çalışıyorlar. Başkaları bu tür malları kendilerine verecek olsalar, gözlerini kapatarak ancak kabul edebile­cekleri malları infak etmeye çalışıyorlar.
Ve böylece, Allah ancak bu kadarına lâyıktır demeye çalışı­yorlar. Allah diyor ki böyle yapmayın. Allah buna muhtaç da değildir, lâyık da değil­dir. Allah’a imanın gereği bu değildir. Bilesiniz ki Allah Ğanî’dir, Allah zengindir. Bu yaptıklarınız Allah için değil kendiniz içindir. Allah Hamîd’dir. Allah kendi kendini övendir. Sizlerden hiç biriniz ona onun istediği biçimde kulluk yapmasanız, onu onun istediği biçimde övgüye lâyık görmese­niz bile o kendi kendini övendir. Onun ne sizin mallarınıza, ne de öv­gülerinize ihtiyacı yoktur.
Öyleyse harcanan, infak edilen mallar kişinin mallarının en te­mizi ve en iyisi olmalıdır. Tirmizî’nin Bera İbni Azib’ten nakil etti­ğine göre bu âyetin nüzul sebebi şöyledir. Sahabeden Bera İbni Azib der ki: "Bu âyet biz Ensâr hakkında nazil olmuştur. Bizler hurma bahçele­rimizden, çokluğuna ve azlığına göre hurma sal­kımları getirir ve muhtaç olanlar ondan istifade etsinler diye, mes­cide asardık. Ehl-i Suffe’den dilenenler karınları acıktığı zaman gelirler asalarıyla vurur­lar ve bu salkımlardan düşenleri yerlerdi. Sahabeden bazıları da caiz zannıyla, ya da azalacak korkusuyla döküntü, bozuk, adi, çürük çarık şeyleri kırılmış ve düşmüş hurma salkımlarını getirip asmışlardı. İşte bunu beğenmeyen Rabbimiz bunun üzerine bu âyet-i kerîmeyi inzal buyurmuştur. Yâni sizden biriniz nefsinin hoşlanmadığı, değer verme­diği, utanarak, yüz bu­ruşturarak, istemeyerek, göz yumarak alabile­ceği malları infak et­mesin buyurdu.
        Âl-i İmrân sûresindeki bir âyet-i kerîme de bu hususu şöyle tamamlar: "En çok sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça birr’e ulaşamazsınız. Ve neyi infak etmişseniz Allah onu bil­mektedir" (Âl-i İmrân: 92) buyurulur. En çok sevdiklerinizi Allah yolunda infak etme­dikçe, en çok sevdiğiniz şeyleri harcamadıkça, en çok sevdikleri­nizi eliniz­den çıkarmadıkça, onlardan vazgeçmedikçe birr’e ulaşa­mazsınız ebrârdan olamazsınız diyor Rabbimiz. Eğer sizler dünya birimlerinden sevdiğiniz bir şeyleri, elinizdeki, ayağınız­daki, cebinizdeki şeyleri veya işinizi, aşınızı, mesleğinizi, meşrebi­nizi, diplomanızı, makamınızı, koltuğunuzu Allah için, ondan vaz­geçebilecek bir konum ortaya çı­kınca bunu gerçekleştirebiliyor ve ondan Allah için vazgeçebiliyorsa­nız, işte o zaman ebrârdan olursu­nuz birr’e ulaşırsınız diyor Rabbimiz. O halde ebrârdan olabilmek, birr’e ulaşabilmek için en çok sev­diklerimizi Allah adına infak edeceğiz. Onlardan Allah adına vazgeçiverece­ğiz.

Ali b. ebî Tâlib (r.a.)’den rivâyet edilmiştir; diyor ki: Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber mescidde oturuyorken Mus'ab b. Umeyr çıkageldi, deriden yapılmış tek parça elbisesi vardı. Rasûlullah (s.a.v.) onu bu halde görünce önceki konforlu hayatını hatırlayıp ve bugünkü bu garib durumundan dolayı ağladı. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz akşam bir elbise, sabah bir elbise giydiği zaman, bir tabak yemek kaldırıp ikinci bir tabak konulduğu zaman, evlerinizi Ka’be (yi örter) gibi değişik şeylerle örttüğünüz zaman haliniz ne olacak?” Ashab “Ey Allah’ın Rasûlü o gün biz, bugünkü halimizden daha iyi oluruz, öylece geçimimizi temin eder ve kendimizi ibadete veririz” dedik. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurdu: “Siz, bugün, o günkünden daha hayırlısınız.” (Tirmizî rivâyet etmiştir, hasen bir hadistir.)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Buraya yazacağınız yorumların sadece yararlı eleştiri olması durumunda dikkate alınacağını bilmelisiniz. Yasa dışı bilgi, küfür, yanıltıcı, aşağılayıcı söz ve hakaret içeren yorumlar dikkate alınmayacak olup her yönüyle yorum sahibinin sorumluluğundadır.