25 Kasım 2015 Çarşamba

GIYBET


Gıybet, kişinin din kardeşini onun hoşuna gitmeyecek şekilde anması, ayıplamasıdır. Müslümanlar birbirlerinin velisidirler. Kardeşi ve yardımcısıdırlar. Birbirlerinin hata ve kusurlarını dedikodu yaparak değil, münasip bir tarzda karşılıklı olarak, bir araya gelip konuşarak telafi etmeye çalışmalıdırlar.
Yıkıcı ve yıpratıcı değil, ıslah edici olmalı, yanlışlar düzeltilirken hâzık (dikkatli ve özenli) bir doktorun hastasına gösterdiği şefkat ve ihtimam gösterilmelidir.

Her zaman bir araya gelmek imkanı olmayanlar çeşitli vasıtalarla ilgiliyi uyarmalıdır. Herhangi bir Müslüman açıktan hata ve kusur yapıyor, hatta bu kusurlarını bir meziyetmiş gibi savunuyor, bir kısım Müslümanlar da onun yaptığı yanlış ve hatalardan dolayı şüphelere düşüyor veya onun hata ve kusurlarını benimsiyorsa bu gibi kişilerin yaptığı yanlışlar anlatılmalı, Müslümanlar uyarılmalı ki zarar görmesinler. Yanlış ve hatalı fikirlere kapılmasınlar, yanlış işler yapmasınlar.
Gıybet sadece sözle olmaz, yazarak veya göz, kaş, el işaretleri yaparak da gıybet yapılır ki, bunların hepsi haramdır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Sizden bazınız bazınızı gıybet etmesin. Biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir." (Hucurât/12)
Ayet-i kerimede gıybet yapmanın, ölü eti yemek kadar tiksindirici olduğu ifade edilerek, Müslümanların bu kötü ahlâktan uzak durmaları istenmektedir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Rabbime çıkarıldığım zaman (Miraç’da) yüzlerini bakırdan tırnaklarıyla tırmalayan insanlara uğradım. Dedim ki: Ey Cibril! Bunlar kimdir? Şöyle dedi: Bunlar (gıybet etmek suretiyle) insanların etlerini yiyen ve onların ırzlarına sataşan, şahsiyetlerini zedeleyen insanlardır." (Ebu Davud)
Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle rivayet etti:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- Gıybet nedir, bilir misiniz?
Dediler ki:
- Allah ve Rasûlü bilir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- Birinizin kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır.
Birisi, Ya Rasûlallah, ya anlattıklarım o kardeşimde bulunursa? dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
- Anlattıkların o kardeşinde bulunursa, onun gıybetini yapmış olursun. Anlattıkların onda yoksa, o zaman ona iftira etmiş olursun, buyurdu." (Ebu Davud)
Hz. Aişe radıyallahu anha şöyle rivayet etti:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme:
Ya Rasûlallah! Safiyye’nin kısa oluşu sana yeter, dedim.
Şöyle buyurdu:
- Öyle bir kelime söyledin ki, eğer o kelime denize karışsa, denizi bulandırır.”
Âişe radıyallahu anh der ki:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme bir insanın küçümseyerek taklidini yapmıştım. Bana şöyle buyurdu:
- Bana şu şu kadar (dünyalık) verilse bile ben, bir başkasını (kusuru sebebiyle) taklit etmem." (Ebu Davud)
Hadis-i şerifte zikri geçen Safiyye radıyallahu anha Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin muhterem hanımlarından biridir.
Yalan ve gıybetin ve benzeri kötü lakırtıların mânen duyulabilen çok pis kokuları vardır. O kokuları Allah celle celaluhun mukarreb kulları duyar. Melekler bu kötü kokudan dolayı, oradan kilometrelerce uzaklaşırlar. Câbir radıyallahu anh rivayet ediyor:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdim. Birden pis bir koku yükseldi. Bunun üzerine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: Bu kokunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu mü’minlerin gıybetini edenlerin kosusudur, buyurdu." (Müsned-i Ahmed, Cem’ül Fevaid)
Gıybet edeni dinlemek de, gıybet etmek gibi günahtır. Gıybet edilen bir yerde, o gıybeti durdurmaya muktedir birisi varsa, onu durdurmalıdır. Muktedir olduğu halde durdurmuyorsa, o da gıybet eden gibidir. Günaha ortaktır. Gıybeti durdurmaya gücü yetmeyen, gıybet mahallinden ayrılmalıdır. Buna da güç yetiremiyorsa oradan ayrılma imkanı yoksa yapılanlardan razı olmamalı, kalben reddetmelidir.
Bir mecliste bir Müslümanın gıybeti yapıldığında o Müslüman müdafaa edilmelidir. Onun hakkında yalan yanlış söz edilmesine, şahsiyetine hakâret edilmesine asla fırsat verilmemelidir.
Rasûlullah sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Kimin yanında bir mü’min gıybet edilir de ona yardım ederse (gıybete mani olursa) Allah o kimseyi dünyada da, ahirette de hayırla mükafatlandırır. Kimin yanında da bir mü’min gıybet edilir de, ona yardım etmezse (gıybete mani olmazsa) Allah o kimseye dünyada da, ahirette de şer işlemiş cezası verir. Hiç kimse bir mü’mini gıybet etmekten daha fena bir lokma yutmamıştır. Eğer bir mü’minin arkasından bildiği bir gerçeği söylerse, o Mü’mini gıybet etmiş olur. Eğer bilmeyerekten söylerse, Mü’mine bühtan (iftira) etmiş olur." (Edebül Müfred, Buhari)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Buraya yazacağınız yorumların sadece yararlı eleştiri olması durumunda dikkate alınacağını bilmelisiniz. Yasa dışı bilgi, küfür, yanıltıcı, aşağılayıcı söz ve hakaret içeren yorumlar dikkate alınmayacak olup her yönüyle yorum sahibinin sorumluluğundadır.