Gıybet, kişinin din kardeşini onun
hoşuna gitmeyecek şekilde anması, ayıplamasıdır. Müslümanlar birbirlerinin
velisidirler. Kardeşi ve yardımcısıdırlar. Birbirlerinin hata ve kusurlarını
dedikodu yaparak değil, münasip bir tarzda karşılıklı olarak, bir araya gelip
konuşarak telafi etmeye çalışmalıdırlar.
Yıkıcı ve yıpratıcı değil, ıslah
edici olmalı, yanlışlar düzeltilirken hâzık (dikkatli ve özenli) bir doktorun
hastasına gösterdiği şefkat ve ihtimam gösterilmelidir.
Her zaman bir araya gelmek imkanı
olmayanlar çeşitli vasıtalarla ilgiliyi uyarmalıdır. Herhangi bir Müslüman
açıktan hata ve kusur yapıyor, hatta bu kusurlarını bir meziyetmiş gibi
savunuyor, bir kısım Müslümanlar da onun yaptığı yanlış ve hatalardan dolayı
şüphelere düşüyor veya onun hata ve kusurlarını benimsiyorsa bu gibi kişilerin
yaptığı yanlışlar anlatılmalı, Müslümanlar uyarılmalı ki zarar görmesinler.
Yanlış ve hatalı fikirlere kapılmasınlar, yanlış işler yapmasınlar.
Gıybet sadece sözle olmaz, yazarak
veya göz, kaş, el işaretleri yaparak da gıybet yapılır ki, bunların hepsi
haramdır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Zandan çokça
kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın.
Sizden bazınız bazınızı gıybet etmesin. Biriniz ölmüş kardeşinizin etini
yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun.
Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir."
(Hucurât/12)
Ayet-i kerimede gıybet yapmanın, ölü
eti yemek kadar tiksindirici olduğu ifade edilerek, Müslümanların bu kötü
ahlâktan uzak durmaları istenmektedir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurmaktadır:
"Rabbime çıkarıldığım zaman
(Miraç’da) yüzlerini bakırdan tırnaklarıyla tırmalayan insanlara uğradım. Dedim
ki: Ey Cibril! Bunlar kimdir? Şöyle dedi: Bunlar (gıybet etmek suretiyle)
insanların etlerini yiyen ve onların ırzlarına sataşan, şahsiyetlerini
zedeleyen insanlardır." (Ebu Davud)
Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle
rivayet etti:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
- Gıybet nedir, bilir misiniz?
Dediler ki:
- Allah ve Rasûlü bilir.
Peygamber Efendimiz sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- Birinizin kardeşini hoşlanmadığı
şey ile anmasıdır.
Birisi, Ya Rasûlallah, ya
anlattıklarım o kardeşimde bulunursa? dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem:
- Anlattıkların o kardeşinde
bulunursa, onun gıybetini yapmış olursun. Anlattıkların onda yoksa, o zaman ona
iftira etmiş olursun, buyurdu." (Ebu Davud)
Hz. Aişe radıyallahu anha şöyle
rivayet etti:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve selleme:
Ya Rasûlallah! Safiyye’nin kısa
oluşu sana yeter, dedim.
Şöyle buyurdu:
- Öyle bir kelime söyledin ki, eğer
o kelime denize karışsa, denizi bulandırır.”
Âişe radıyallahu anh der ki:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
selleme bir insanın küçümseyerek taklidini yapmıştım. Bana şöyle buyurdu:
- Bana şu şu kadar (dünyalık)
verilse bile ben, bir başkasını (kusuru sebebiyle) taklit etmem." (Ebu
Davud)
Hadis-i şerifte zikri geçen Safiyye
radıyallahu anha Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin muhterem
hanımlarından biridir.
Yalan ve gıybetin ve benzeri kötü
lakırtıların mânen duyulabilen çok pis kokuları vardır. O kokuları Allah celle
celaluhun mukarreb kulları duyar. Melekler bu kötü kokudan dolayı, oradan
kilometrelerce uzaklaşırlar. Câbir radıyallahu anh rivayet ediyor:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem ile beraberdim. Birden pis bir koku yükseldi. Bunun üzerine
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: Bu kokunun ne olduğunu biliyor
musunuz? Bu mü’minlerin gıybetini edenlerin kosusudur, buyurdu." (Müsned-i
Ahmed, Cem’ül Fevaid)
Gıybet edeni dinlemek de, gıybet
etmek gibi günahtır. Gıybet edilen bir yerde, o gıybeti durdurmaya muktedir
birisi varsa, onu durdurmalıdır. Muktedir olduğu halde durdurmuyorsa, o da
gıybet eden gibidir. Günaha ortaktır. Gıybeti durdurmaya gücü yetmeyen, gıybet
mahallinden ayrılmalıdır. Buna da güç yetiremiyorsa oradan ayrılma imkanı yoksa
yapılanlardan razı olmamalı, kalben reddetmelidir.
Bir mecliste bir Müslümanın gıybeti
yapıldığında o Müslüman müdafaa edilmelidir. Onun hakkında yalan yanlış söz
edilmesine, şahsiyetine hakâret edilmesine asla fırsat verilmemelidir.
Rasûlullah sallalahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurmaktadır:
"Kimin yanında bir mü’min
gıybet edilir de ona yardım ederse (gıybete mani olursa) Allah o kimseyi
dünyada da, ahirette de hayırla mükafatlandırır. Kimin yanında da bir mü’min
gıybet edilir de, ona yardım etmezse (gıybete mani olmazsa) Allah o kimseye
dünyada da, ahirette de şer işlemiş cezası verir. Hiç kimse bir mü’mini gıybet
etmekten daha fena bir lokma yutmamıştır. Eğer bir mü’minin arkasından bildiği
bir gerçeği söylerse, o Mü’mini gıybet etmiş olur. Eğer bilmeyerekten söylerse,
Mü’mine bühtan (iftira) etmiş olur." (Edebül Müfred, Buhari)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Buraya yazacağınız yorumların sadece yararlı eleştiri olması durumunda dikkate alınacağını bilmelisiniz. Yasa dışı bilgi, küfür, yanıltıcı, aşağılayıcı söz ve hakaret içeren yorumlar dikkate alınmayacak olup her yönüyle yorum sahibinin sorumluluğundadır.