“Bahçenizin sınırlarını iyi bilin! Aksi
halde bahçede yetişen çiçekler, gelip geçenler tarafından çiğnenir.”
İnsanın
çevresi aile, akrabalar, komşular ve
samimi dostlardan oluşur. Bu kişilerin birbirlerine karşı incitici ve sıkıntı
verici olmamalarının gereği açıktır. Aile buradaki en temel birimdir. Aile içerisinde
hayat boyunca pek çok şey paylaşılmak ve birbirlerinin hemen her haline vakıf
olmak söz konusudur. Ailede bireylere rahatsızlık ve sıkıntı veren şeylerin
başında ev içindeki gürültülü ve yüksek ses gelir. Allah`ın sevgili Peygamberi
(sav), “Kuran okurken birbirinizin sesini bastırmayın.” buyurur. Onun (sav), bu
sözünden, başkalarını rahatsız edecek, yanıltacak derecede yüksek sesle Kuran
okumanın yanlış bir davranış olduğu anlaşılmaktadır. Sesin başka bir amaçla yükseltildiği
durumlarda ise bu yanlışlık daha da büyümüş demektir. Bu nedenle, nasıl ki Kuran okurken alçak ses yerinde ve
doğru ise, başka zamanlarda bu daha da yerinde ve doğru bir davranış olur. İslam
ailesi, komşularından rahat ve
huzurlarını kaçıracak yüksek ses işitmeyecekleri gibi, komşuları da onlardan bu
türden rahatsızlık verici bir şey işitmemelidir.
Konuyla
ilgili birkaç örnek:
Bazen
ailenin bir ferdi, radyo ya da televizyonunu sesini, ev halkını veya komşuları
rahatsız edecek şekilde yükseltir. Bazen herhangi bir şeyi yüksek sesle okur. Bazen
aile fertleri, sonuçta hiçbir yararın
elde edilemediği ve sohbet ahlakıyla da bağdaşmayan bir tarzda birbiriyle veya
başkalarıyla yüksek sesle tartışırlar. Bazen misafirlerin yanında evin küçük
çocuğu yüksek sesle ağlar, fakat anne buna aldırmaz. Bazen evin hanımı
misafirlerin yanında sesini o kadar yükseltir ki, komşular dahi duyar. Bunların
tümü, rahatsız edici davranışlardır.
Üstad
Hasan el-Benna tavsiyelerinin birinde şöyle der: “Dinleyenin ihtiyaç
duyacağından fazla sesini yükseltme! Kuşkusuz bu, düşüncesizlik ve rahatsızlık
vericidir.”
Tartışma,
yüksek sesle gülme veya kahkaha atmak düşüncesizlik olduğu gibi ahlaki erdem ve
nezaket kurallarına aldırmamaktır. Bu durum kişinin eğitimsizliğinin ve kendini
İslami prensipler doğrultusunda kontrol edemediğinin göstergesidir. Ayrıca
başkalarını rahatsız etmesinin yanı sıra kişinin utanmazlığını, çekingenlik (haya) duygusunun olmadığını ve karşısındakine saygı
duymadığını gösterir. Hiç şüphesiz bu davranış, Hz. Peygamber’in (sav) ve ashabının
konuşmada gözettikleri görgü ve nezaketin, konuşma ahlakının terkedilmesinden
kaynaklanmaktadır.
Bu
hususta özellikle kadınların dikkat etmesi gereken önemli bir ahlaki prensip
var: Sesi ve sözü kontrol altına tutmak… Bazı alimler, zorunluluk veya ihtiyaç dışında
ya da edalı bir şive ile konuştuğunda kadınını sesini mahrem kabul etmişlerdir.
Allah Teala kadının sesiyle ilgili olarak: “Edalı bir şekilde konuşmayın ki kalplerinde
maraz olan (size karşı) bir arzuya kapılmasın.” buyurur.
Tarih
içinde, fazilet ve erdem sahibi erkekler hanımlarını, misafir ve komşulara
seslerini duyurmamaları yönünde sebatla eğittiler; fazilet ve erdem sahibi
kadınlar da bu düşünceyi uyguladılar. O derece ki, kimim hanımlar evlerine
misafir geldiğinde, erkek misafirlerle birlikte oturan evin erkeğini
çağırırken, seslenmek yerine sadece odanın kapısına hafifçe vurmakla
yetindiler. Gerçekten bu, uygulaması zor bir davranıştır. Bu nedenle
karakteristik bir özelliğe bürünmediği gibi toplumun tümüne yayılmış bir
uygulama da değildir. Fakat bununla birlikte kamil şahsiyetler nezdinde güzel
bir davranış olarak hala uygulanmaktadır.
Bazen
komşu çocuklarının sıradan tartışma ve kavgalarına şahit oluruz. Sonra bu
tartışma ve kavga, çocuklardan annelere daha sonra da babalara yansır. Bazen bu
türden olayların sonunda akrabalık ilişkilerine son verildiği bile olur.
Gerçekten bütün bunlar, akıl noksanlığından, terbiye ve eğitim eksikliğinden
kaynaklanmaktadır. Eğer çocuklar tam bir terbiye ve eğitimden geçmiş olsalardı,
o tartışma ve kavgalar meydana gelmeyecekti. Akıl ve düşünceleri de tam
olsaydı, bunların hiçbiri büyüklere intikal etmeyecekti.
Hiç
kuşkusuz komşuya eziyet, insanın cehenneme girmesine sebep olan büyük
günahlardandır. Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte o şöyle
anlatılır: “Bir adam gelerek : “Ey Allah’ın Resulü, çok namaz kıldığı, çok oruç
tuttuğu ve sadaka verdiği herkesin dilinde olan, ancak sözleriyle komşusuna
eziyet eden kadına ne dersiniz? “dedi. Hz. Peygamber (sav): “O ateştedir.”
Buyurdu. Adam: “Ey Allah`ın Resulü, çok az oruç tuttuğu, çok az sadaka verdiği
çok az namaz kıldığı herkesin dilinde olan; ancak sözleriyle komşusuna eziyet
etmeyen kadın hakkında ne dersiniz? “ dedi. Hz. Peygamber (sav): ”O
cennettedir.” buyurdu.
Komşuya
eziyet vermek, onların zihinsel ve ruhsal dirliklerini bozmak, yollarına ya da
evlerinin yakınına onlara eza verecek şeyleri koymakla yahut komşunun üzüntülü
zamanında sevinç göstermek ve sergilemek ve komşunun huzur ve rahatıyla çelişen
daha başka davranışlarla meydana gelir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Buraya yazacağınız yorumların sadece yararlı eleştiri olması durumunda dikkate alınacağını bilmelisiniz. Yasa dışı bilgi, küfür, yanıltıcı, aşağılayıcı söz ve hakaret içeren yorumlar dikkate alınmayacak olup her yönüyle yorum sahibinin sorumluluğundadır.