19 Kasım 2014 Çarşamba

KİMSEYİ RAHATSIZ ETME


“Bahçenizin sınırlarını iyi bilin! Aksi halde bahçede yetişen çiçekler, gelip geçenler tarafından çiğnenir.”


İnsanın çevresi aile,  akrabalar, komşular ve samimi dostlardan oluşur. Bu kişilerin birbirlerine karşı incitici ve sıkıntı verici olmamalarının gereği açıktır. Aile buradaki en temel birimdir. Aile içerisinde hayat boyunca pek çok şey paylaşılmak ve birbirlerinin hemen her haline vakıf olmak söz konusudur. Ailede bireylere rahatsızlık ve sıkıntı veren şeylerin başında ev içindeki gürültülü ve yüksek ses gelir. Allah`ın sevgili Peygamberi (sav), “Kuran okurken birbirinizin sesini bastırmayın.” buyurur. Onun (sav), bu sözünden, başkalarını rahatsız edecek, yanıltacak derecede yüksek sesle Kuran okumanın yanlış bir davranış olduğu anlaşılmaktadır. Sesin başka bir amaçla yükseltildiği durumlarda ise bu yanlışlık daha da büyümüş demektir. Bu nedenle,  nasıl ki Kuran okurken alçak ses yerinde ve doğru ise, başka zamanlarda bu daha da yerinde ve doğru bir davranış olur. İslam ailesi,  komşularından rahat ve huzurlarını kaçıracak yüksek ses işitmeyecekleri gibi, komşuları da onlardan bu türden rahatsızlık verici bir şey işitmemelidir.
                Konuyla ilgili birkaç örnek:
Bazen ailenin bir ferdi, radyo ya da televizyonunu sesini, ev halkını veya komşuları rahatsız edecek şekilde yükseltir. Bazen herhangi bir şeyi yüksek sesle okur. Bazen aile fertleri,  sonuçta hiçbir yararın elde edilemediği ve sohbet ahlakıyla da bağdaşmayan bir tarzda birbiriyle veya başkalarıyla yüksek sesle tartışırlar. Bazen misafirlerin yanında evin küçük çocuğu yüksek sesle ağlar, fakat anne buna aldırmaz. Bazen evin hanımı misafirlerin yanında sesini o kadar yükseltir ki, komşular dahi duyar. Bunların tümü, rahatsız edici davranışlardır.
Üstad Hasan el-Benna tavsiyelerinin birinde şöyle der: “Dinleyenin ihtiyaç duyacağından fazla sesini yükseltme! Kuşkusuz bu, düşüncesizlik ve rahatsızlık vericidir.”
                Tartışma, yüksek sesle gülme veya kahkaha atmak düşüncesizlik olduğu gibi ahlaki erdem ve nezaket kurallarına aldırmamaktır. Bu durum kişinin eğitimsizliğinin ve kendini İslami prensipler doğrultusunda kontrol edemediğinin göstergesidir. Ayrıca başkalarını rahatsız etmesinin yanı sıra kişinin utanmazlığını, çekingenlik (haya)  duygusunun olmadığını ve karşısındakine saygı duymadığını gösterir. Hiç şüphesiz bu davranış, Hz. Peygamber’in (sav) ve ashabının konuşmada gözettikleri görgü ve nezaketin, konuşma ahlakının terkedilmesinden kaynaklanmaktadır.
                Bu hususta özellikle kadınların dikkat etmesi gereken önemli bir ahlaki prensip var: Sesi ve sözü kontrol altına tutmak… Bazı alimler, zorunluluk veya ihtiyaç dışında ya da edalı bir şive ile konuştuğunda kadınını sesini mahrem kabul etmişlerdir. Allah Teala kadının sesiyle ilgili olarak: “Edalı bir şekilde konuşmayın ki kalplerinde maraz olan (size karşı) bir arzuya kapılmasın.” buyurur.
                Tarih içinde, fazilet ve erdem sahibi erkekler hanımlarını, misafir ve komşulara seslerini duyurmamaları yönünde sebatla eğittiler; fazilet ve erdem sahibi kadınlar da bu düşünceyi uyguladılar. O derece ki, kimim hanımlar evlerine misafir geldiğinde, erkek misafirlerle birlikte oturan evin erkeğini çağırırken, seslenmek yerine sadece odanın kapısına hafifçe vurmakla yetindiler. Gerçekten bu, uygulaması zor bir davranıştır. Bu nedenle karakteristik bir özelliğe bürünmediği gibi toplumun tümüne yayılmış bir uygulama da değildir. Fakat bununla birlikte kamil şahsiyetler nezdinde güzel bir davranış olarak hala uygulanmaktadır.
                Bazen komşu çocuklarının sıradan tartışma ve kavgalarına şahit oluruz. Sonra bu tartışma ve kavga, çocuklardan annelere daha sonra da babalara yansır. Bazen bu türden olayların sonunda akrabalık ilişkilerine son verildiği bile olur. Gerçekten bütün bunlar, akıl noksanlığından, terbiye ve eğitim eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Eğer çocuklar tam bir terbiye ve eğitimden geçmiş olsalardı, o tartışma ve kavgalar meydana gelmeyecekti. Akıl ve düşünceleri de tam olsaydı, bunların hiçbiri büyüklere intikal etmeyecekti.
                Hiç kuşkusuz komşuya eziyet, insanın cehenneme girmesine sebep olan büyük günahlardandır. Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte o şöyle anlatılır: “Bir adam gelerek : “Ey Allah’ın Resulü, çok namaz kıldığı, çok oruç tuttuğu ve sadaka verdiği herkesin dilinde olan, ancak sözleriyle komşusuna eziyet eden kadına ne dersiniz? “dedi. Hz. Peygamber (sav): “O ateştedir.” Buyurdu. Adam: “Ey Allah`ın Resulü, çok az oruç tuttuğu, çok az sadaka verdiği çok az namaz kıldığı herkesin dilinde olan; ancak sözleriyle komşusuna eziyet etmeyen kadın hakkında ne dersiniz? “ dedi. Hz. Peygamber (sav): ”O cennettedir.” buyurdu.
                Komşuya eziyet vermek, onların zihinsel ve ruhsal dirliklerini bozmak, yollarına ya da evlerinin yakınına onlara eza verecek şeyleri koymakla yahut komşunun üzüntülü zamanında sevinç göstermek ve sergilemek ve komşunun huzur ve rahatıyla çelişen daha başka davranışlarla meydana gelir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Buraya yazacağınız yorumların sadece yararlı eleştiri olması durumunda dikkate alınacağını bilmelisiniz. Yasa dışı bilgi, küfür, yanıltıcı, aşağılayıcı söz ve hakaret içeren yorumlar dikkate alınmayacak olup her yönüyle yorum sahibinin sorumluluğundadır.