Peygamber ve mü'minler, Rabbi tarafından Peygambere indirilene iman ettiler. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, ve peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerini birbirinden ayırt etmeyiz; işittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş ancak sanadır" dediler. (Bakara 285)
Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse şüphesiz ki o, derin bir sapıklığa düşmüştür. (Nisa 136)
İslâm'ın getirdiği kapsamlı iman,
Allah dininin varisi, Kıyamete kadar yeryüzünde davet görevini yürüten, kökleri
zamanın derinliklerine inen, insanlık tarihi boyunca iman
kervanında yol alan İslam ümmetine yakışır bir imandır. Bu iman esasları itibariyle
başlangıçtan sona kadar bütün insanlığı iki gruba ayırır; müminler ve
kâfirler... Allah'ın taraftarları, Şeytanın taraftarları...
İslâm'a göre Allah'a iman;
düşüncenin, hayata egemen olan metodun, ahlâkın, ekonominin, dünya hayatı
boyunca müminlerin yaptığı her hareketin temelidir. Allah'a iman, O'nun
birliğinin ilan edilmesi, dolayısıyla insanın vicdanına ve hayatla ilgili
herhangi bir konudaki tavrına her zaman tek başına O'nun egemen olması anlamına
gelmektedir. Allah Teala’nın yaratma ve düzenlemede ortağı yoktur, varlık alemi
ve hayat üzerindeki tasarrufuna kimse müdahale edemez. Onunla birlikte rızık
veren biri olmadığı gibi O'nun bilgisi, izni ve rızası olmadan varlık aleminde
küçük büyük hiçbir şey meydana gelemez. O'nun izni olmadan hiç kimse kimseye
zarar ya da yarar dokunduramaz.
İnsanların vicdanları ve
davranışları üzerindeki egemenlik tek başına Allah'a aittir. Buna göre şeriat
(hukuk), ahlâk kuralları, toplumsal ve ekonomik düzen tek başına egemenlik
sahibi olan yüce Allah'ın emirleri doğrultusunda olmalıdır. İşte Allah'a imanın
anlamı budur. Artık insan; Allah'tan başka herkesin yanında özgür, Allah'ın
koyduğu şeriatten kaynaklanmayan sınırlamaların bütün bağlarından sıyrılmış ve
otoritesini Allah'tan almayan her gücün karşısında son derece güçlü olur.
Allah'ın meleklerine iman, insan idrakinin kendisi için
hazırlanan duygu ve akli araçlarla bizzat öğrenmeye imkan bulamadığı gayb
gerçeğine inanmaktır.
Allah'ın kitaplarına ve hiçbirini
diğerinden ayırmadan peygamberlere iman, İslâm'ın belirttiği tarzda Allah'a
iman etmenin tabii sonucudur. Allah'a iman, O'nun katından gelen şeylerin
sıhhatine, gönderdiği tüm Resullerin doğruluğuna, mesajlarının dayandığı
temelin birliğine ve kendilerine indirilen kitaplara inanmayı gerektirir. Müslüman peygamberler arasında
fark görmez. Çünkü bir tek dinin son şekliyle bütün
insanlığı Kıyamete kadar Allah'ın dinine davet etmek için gelen son Peygamber dahil tüm
peygamberler, gönderildikleri toplumun durumuna uygun bir şekliyle Allah katından
İslâm ile gönderilmişlerdir.
Böylece müslüman ümmet yeryüzündeki hayatını Allah'ın dini
uyarınca düzenler... Müslüman ümmetin, yeryüzünde
bekçisi bulunduğu, varisi olduğu iman hazinesi,
insan hayatının en şerefli ve en sağlam hazinesidir. Bu hazine; hidayet, nur,
bağlılık, güven, hoşnutluk, bilgi ve yakinden ibarettir. Allah'a, O'nun
meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inananlar, itaat ve teslimiyetle
Rabblerine yönelirler. O'na döneceklerini bilir, kusurlarının bağışlanmasını
O'ndan dilerler.
İman nimetinden yoksun toplumlar,
maddi konfor içinde yüzseler de açtır. Ne kadar fazla üretim yapsalar da yoksuldurlar, geniş bir özgürlük, güven ve dış barış ortamı sağlasalar da
kaygılıdırlar. Bunun kanıtlarını günümüz toplumlarında açıkça görebiliriz. Elle
tutulup gözle görülen gerçekleri inkâr eden hakikat düşmanlarından başkası bu
gerçeği görmezlikten gelemez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Buraya yazacağınız yorumların sadece yararlı eleştiri olması durumunda dikkate alınacağını bilmelisiniz. Yasa dışı bilgi, küfür, yanıltıcı, aşağılayıcı söz ve hakaret içeren yorumlar dikkate alınmayacak olup her yönüyle yorum sahibinin sorumluluğundadır.